Aklınız başınızda mı?
Yönetim psikolojisinin Türkiye’deki kıymetli isimlerinden Prof. Dr. Zuhal Baltaş’ın “Aklımız Başımızda (mı?) NUDGE” kitabı nisan sonunda yayınlandı.
İnsanın kendisine kurduğu ve ona kurulan tuzakları anlamasına ışık tutan kitap, kişinin doğru kararları vermek için okuyucuyu ‘nudge’ (dürtü) kavramıyla tanıştırıyor.
İletişimde asıl mesele sadece ne söylendiği değil; o bilginin hangi bağlamda, hangi içerik kalitesi ve nasıl bir kavramsal çerçeveyle sunulduğudur. İşte Zuhal Hoca, Daniel Kahneman ve Amos Tversky’nin “İkili Süreç Kuramı”ndan yola çıkarak iletişimin insan beynindeki karşılığını anlatmış.
Hocanın aktardığına göre beyinde iki sistem varmış. 1. Sistem (Refleksif); hızlı, sezgisel, otomatik ve hani tabiri caizse ‘insanlık tarihinin başından beri’ devrede olan refleksler… 2. Sistem (Reflektif) ise; analitik, hesap kitap yapan, yavaş ama denetimli olan taraf…
Baltaş’a göre beyin, doğası gereği tembelmiş; enerji tasarrufu yapmak istermiş ve dümene hemen o hızlı, önyargılarla dolu ‘refleksif’ denilen 1. sistemi geçirirmiş. Ev alırken bütçeyi aşan hayallere kapılmanın da, trafikte yol elverişli değilken saniyelik bir öfkeyle öndeki aracın geçilmeye çalışması da hep bu “Hızlı Ustanın” oynadığı oyunlarmış. Yani; her koşulda aklımız başımızda değilmiş! Beyin, sadece ‘düşündüğü sanılan’ organmış.
“İnsan doğruyu bildiği hâlde neden aynı hatayı tekrarlar?” sorusuna Zuhal Hocanın cevabı, iletişim profesyonellerinin kulağına küpe olacak cinsten: “Bilmek, davranış değişikliği yapmaya yetmiyor; çünkü duygu yoğunluğu, bilgiyi arka plana iter.”
Zihninize, ruhunuza sağlık Zuhal Hocam…


Leave a reply