Evlilik yaşam süresini uzatan ve biyolojik olmayan en önemli faktörlerin başında gelir. Bu beklentinin nedeni evli insanların sağlıklarıyla ilgili daha az risk almaları, zihinsel ve duygusal açıdan daha sağlıklı olmalarıdır. Ayrıca evlilik hastalandığınız zaman sizi doktora götürecek sosyal ve maddi desteği sağlar. Ancak yakın zamanda yapılan araştırmalar evli ve bekârlar arasındaki farkın azaldığını ortaya koyuyor. Bunun en önemli nedeninin evlilik anlayışının değişmesi olmasıdır. Ancak yetmiş yaşını aşmış evli insanların hayat sürelerinde evliliğin rolü vardır.
Hiç şüphesiz kâğıt üzerinde evli olduğunu gösteren bir belgeye sahip olmak yaşam süresini uzatmaz. Günümüzde resmi kayıtlara göre bekâr gözüken ancak evliliğin sağladığı düşünülen yararları hayatına yansıtan birçok kişi vardır. Bu durum evlilik, sağlık ve yaşam süresi konusunda araştırma yapanların işini zorlaştırır.
1972 yılında sosyolog Jessie Bernards’ın evliliğin erkeklere daha çok yaradığı görüşü aradan geçen yarım yüzyıla yakın bir süreye rağmen halk arasında geçerliliğini korumaktadır. 127.545 Amerikalı yetişkin üzerinde yapılan büyük bir araştırma, eşi olan erkeklerin olmayanlara kıyasla daha sağlıklı olduklarını ve daha uzun yaşadıklarını göstermiş, bir erkek ne kadar uzun süre evli kalmışsa, evlenmemiş akranlarına göre hayatta kalma avantajı o kadar artmıştır.1
Yakın zamanda yapılan araştırmalar özellikle bekâr erkeklerin hayat süresinin geçmişe kıyasla uzadığını göstermektedir. Geçmişte bekâr erkekler hayat süresi en kısa olan gruptu. Oysa günümüzde bekâr erkeklerin yaşam süreleri evli erkeklere yaklaşmıştır. Uzmanlar bunun nedeni olarak, bekâr erkeklerin geçmişte sahip olmadıkları sosyal destek sistemlerine sahip olmalarını ve ayrıca günümüzde artan sağlık bilinci nedeniyle gerekli tıbbi hizmete ulaşmalarını göstermektedir.
Evlilik uzun yaşam için gerçekten gerekli mi?
Evliliğin sağlık, uzun ömür ve mutluluk için şart olmadığını söyleyen ve bu konudaki bilgilerin abartılmış ve dayanaksız olduğunu savunanların başında Bella DePaula gelmektedir. DePaulo, bu konuda 20 yıla yakın bir süre devam eden çalışmalarında, bu iddiaların aşırı abartılı ve yanlış olduğunu göstermeye çalışmıştır. Bekârlara yönelik damgalanma, onun araştırma alanları arasındadır.2 Evlilik statüsünün sağlık konusunda cinsiyet farkı yaratmadığına dair bir araya getirdiği bazı araştırma bulgularını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:3
- Terman araştırmasında en uzun yaşayanlar, evli olanlar ve bekâr olanlar olmuştur. Boşanmış olanlar, tekrar evlenseler bile daha kısa yaşamışlardır. DePaula’ya göre bu evlilikle değil, istikrarla ilgilidir ve bu konuda cinsiyetler arasında fark yoktur.
- Bekârlıklarından evliliklerine kadar aynı insanları zaman içinde izleyen 18 çalışmanın ortak sonucu, insanların evlendikten sonra genellikle mutluluk düzeylerinin yükselmediğidir. Evlenenler en iyi ihtimalle, düğünleri sırasında hayatlarından biraz daha memnun hissederler; ancak daha sonra bekâr oldukları zamanki memnuniyet düzeylerine geri dönerler. Bu durum hem erkekler hem de kadınlar için geçerlidir. Aynı çalışmalar evli erkek ve kadınların zamanla ilişkilerinde daha düşük doyum yaşadıklarını göstermiştir.
- Evli insanların çevreleriyle daha güçlü bağlara sahip oldukları, cemaat ve toplulukları bir arada tutmak konusunda daha etkin oldukları inanışının aksine, evlilerden ziyade bekâr insanların çevresiyle bağ kurmayı sürdürme çabasında olduğunu gösteren araştırmalar vardır. Kardeşler, ebeveynler, komşular ve arkadaşlarla bağlarını korumak için bekârlar evli olanlardan daha fazla çaba gösterir. Buna karşılık evlilikle birlikte çoğunlukla bekarlık dönemindeki sosyal çevreden kopmak kaçınılmazdır. Evliliğin, kadın ve erkeklerin sosyal ilişkilerini zayıflatma olasılığı aynıdır.
Cinsiyet farkının oluştuğu durumlarda, bekâr kadınların avantajlı olduğu görülen bazı araştırma bulguları da aşağıdaki gibidir:3
- Eşin vefatıyla sona eren evliliklerde, kadınlar erkeklere kıyasla yas sürecine daha hızlı uyum sağlar. Evlilik sona erdiğinde, her ne sebeple olursa olsun, kadınların evliliği tekrar denemeleri erkeklerden daha düşük ihtimaldir.
- Altı ülkede (Avustralya, Finlandiya, Hollanda, İspanya, İngiltere ve ABD) farklı evlilik ve ebeveynlik statülerindeki 65 yaş ve üstü kadın ve erkeklerin sosyal ağlarını inceleyen bir çalışmada, altı ülkenin beşi için ortak bulgu şu olmuştur: Çocuğu olmayan ve hayatı boyunca bekâr kalan kadınların sosyal ağları daha geniştir ve arkadaşları günlük destek sistemlerinin önemli bir parçasıdır. Bu bulgu, ömrü boyunca bekâr kalan kadınların yalnız yaşlanmadığının da göstergesidir.
- ABD’de yapılan bir araştırma, kadınların yalnız yaşamak konusunda erkeklerden daha başarılı olduğunu, erkeklerin ise tek başlarına değil, eşleriyle yaşadıklarında nispeten daha iyi durumda olduğunu bulmuştur. Bu fark özellikle hobilerde ortaya çıkmaktadır. Kadınlar yalnız yaşadıkları, erkekler eşleriyle yaşadıkları zaman hobilerine daha fazla zaman ayırabilmektedir.
Yukarda da yer verilen bazı araştırmalar, evli olanların evli olmayanlara kıyasla daha uzun yaşadığını ortaya koymaktadır. Bu da “evlen ve uzun yaşa” algısını, özellikle kadınlar için doğurmuş, birçok kişinin eşini hayat arkadaşı olmasının yanı sıra, yaşam desteği gibi görmesine neden olmuştur. Evlilik kurumuna otuz yıl önce atfedilen değer, bugün önemli ölçüde değişmiştir. Bu nedenle uzun yaşamak için evli olmak, doğru yönleri olsa da bu sadece bir söylentidir ancak sağlık sorunu yaşandığı sırada eşin varlığı önemlidir.
- Acil bir müdahale gerektiren durumda yanınızda tıbbi yardım çağıracak birisinin olması iyidir.
- İlaçlarınızı hatırlatacak, fazladan yediğiniz bir tabak yemek için sizi uyaracak birinin olması yararlıdır.
- Hastaneler dünyanın en tehlikeli yerleri arasındadır ve bir aile üyesinin hataları fark etmesi büyük önem taşır. Bu nedenle hastaneye yattığınızda yatağınızın başucunda sizinle ilgilenen birisinin olması büyük önem taşır.
- Bir eş aynı zamanda, zor geçen bir günden sonra, stresinizi hafifletmek ve sizi yatıştırmak için yararlı olabilir. Tabii şikâyet eden, söylenen, aşırı taleplerle bunaltan biriyle yaşamak bunun dışındadır.
Fakat bunlardan hiçbiri, yazının başında belirttiğimiz nedenle, bilimsel bir değer taşımaz. Evliliğin sağlıkla ilişkisinde belirleyici olan doyum düzeyidir.
Kaynaklar
- Friedman, H. S., Martin, L. S.: The Longevity Project. 2011.
- Marriage and men’s health [İnternet]. Uygun erişim: https://www.health.harvard.edu/mens-health/marriage-and-mens-health#:~:text=Married%20men%20and%20mortality&text=Men%20who%20have%20marital%20partners,advantage%20over%20his%20unmarried%20peers.
- DePaulo B, Morris W. Singles in Society and in Science. Psychological Inquiry 2005; 16(2-3): 57-83.
(*) Bu yazı Doğan Kitap’tan yayınlanan Hayatın Hakkını Vermek kitabından bazı değişikliklerle alınmıştır.