Bağımlılık en genel tanımıyla zarar gördüğünü bilmesine rağmen kişinin davranışını sürdürmeye devam etmesi ve bu davranış üzerinde kontrolu önce zayıflaması sonra da bütünüyle kaybetmesidir. Bağımlı kişi bu sürecin sonunda hayatın diğer alanlarındaki sorumluluklarından kopar. Kumar bağımlılığı ve benzer şekilde oyun bağımlığı madde içermediği halde, bağımlılık sürecinin temel öğrenme ve pekiştirme mekanizmalarını içerir.
Bağımlılık üç aşamalı bir döngüdür. Birinci dönem olan ödül ve heyecan dönemi; haz, rahatlama, heyecan ve günlük sorunlardan kaçış sağlar. İkinci dönem öğrenme ve koşullanma dönemidir ve çeşitli iç ve dış uyaranlar tarafından tetiklenir. Bu uyaranlar telefon bildirimleri, para ve arkadaş grubunun teşvikidir. Üçüncü döneme psikolojide zorlanımlı tekrar adı verilir. Temelini ellili yıllarda Harvard’lı Psikolog Skiner’in güvercinlerle yaptığı araştırmalardan alır. Ödül beklentisi içinde olmak ancak zamanını bilememek “değişken oranlı pekiştirme” olarak adlandırılmıştır ve kumar endüstrisi iş modelini bu döngüye göre tasarlamıştır. Bu döngünün sonunda kişi sadece haz almak için değil, iç gerginliğini bastırmak, boşluk ve kaygıdan kurtulmak ve heyecan yaşamak için davranışını sürdürür.
Bu süreç beynin çeşitli bölgelerinin devreye girmesiyle öğrenme, dikkat, alışkanlık, karar sistemlerini içine alır ve yoğun bir dopamin salgılanmasıyla birlikte şekillenir. Dopamin genel olarak sanıldığı gibi bir haz nörotransmitteri değildir. Dopamin yarattığı “ödül beklentisi” ve sürpriz etkisinin devreye girmesiyle yeniden deneme isteği doğurur. Kısacası dopamin bir beklenti nörotransmitteridir.
Bu nedenle her türlü bağımlılıkta olduğu gibi, kumar ve oyun bağımlılığı genetik yatkınlık, kişilik özellikleri, ruhsal durum ve çevrenin etkili olduğu bir bozukluktur. Güçlü bir “irade” (özkontrol) ile yenmenin çok zor olduğu ve tekrarlama riskinin yüksek olduğu bir durumdur.
Bir davranışa bağımlılık demek için kişinin davranışın üzerindeki kontrolunu kaybetmesi, günlük sorumluluklarını önemli ölçüde aksatması veya bu sorumluluklardan bütünüyle kopması gerekir. Psikiyatrik tanı kitabı davranışın patolojik olarak tanımlanması için belirli davranışların son bir yıl içinde tekrarlanması gerektiğini bildirir. Bu davranışlar:
Aynı heyecanı yaşamak için giderek daha fazla para yatırmak ve oynamak
Uzaklaşınca huzursuz veya öfkeli olmak
Bırakma girişimlerinde tekrar tekrar başarısız olmak
Zihnin sürekli kumar veya oyunla meşgul olması
Kaygılı veya çökkünken kumara veya oyuna yönelmek
Kaybedilen parayı geri kazanmak için oynamak
Bağımlılığın boyutunu gizlemek ve yalan söylemek
Temel sorumluluk alanını (eğitim, iş, ilişki, kariyer) tehlikeye atmak
Kumarın yol açtığı krizden kurtulmak için başkalarına bel bağlamak (ödeyemeyeceğini bildiği halde borçlanmak, verdiği sözleri tutmamak)
Oyun veya kumar sürecini düzenleyenler insan psikolojisinin bütün zaaflarını kullanırlar.
İnsanın zaaflarını istismar eden bazı mekanizmalar şunlardır:
Ödülün ne zaman geleceğinin bilinmemesinden kaynaklanan sürpriz etkisini kullanmak, “neredeyse kazandım” etkisi yaratmak, kaybın peşinde koşmak, kontrol yanılsaması yaratmak, fişler veya sanal tokenlar aracılığı ile parayı soyutlaştırmak. Kabul etmek gerekir ki, bir tarafta bilimin bulgularından insanları istismar etmek için yararlananlar, diğer tarafta büyük çoğunluğu beyinleri dürtü kontrol bölgeleri henüz gelişmemiş gençler var. Bu nedenle gençleri suçlamak ve sorumlu tutmak yerine bu “işi” kurgulayan ve yönetenlerin üzerine gitmek daha doğru olacaktır.
Kumar veya oyun konusunda risk altında olan kişilerin özellikleri şöyle sıralanmıştır:
Erken yaşta kumara veya oyuna başlamak, erkek olmak ve dürtüsel davranışlar göstermek, yüksek heyecan beklentisi içinde olmak. Ayrıca depresyon, kaygı ve yalnızlık, alkol veya madde kullanımı, ailede bağımlılık yükü, ekonomik sıkıntı ve hızlı paraya sahip olma ihtiyacı, DEHB belirtileri göstermek ve oyun imkanlarına kolay erişim risk altındaki kişilerde görülen özelliklerdir.
Kumar bazılarına kolay para kazanma yolu gibi gözükse de bağımlılık geliştikçe kişi kazanmak için değil, sıkıntıdan kaçınmak, heyecan yaşamak ve oyun söz konusu olduğunda sorumluluklarından kaçınmak amacıyla oynamaya başlar.
2024 Lancet Public Health Komisyonu, Dünyada yaklaşık 450 milyon yetişkinin kumarla ilişkili risk yaşadığını veya zarar gördüğünü bildiriyor. Kolayca anlaşılabileceği gibi kumar diğer bağımlılıklarda olduğu gibi sadece bağımlıyı değil aileyi, çocuklarını, akraba ve arkadaşlarını ve iş çevresini etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) zararın klinik bağımlılık düzeyine erişmeyen birçok kişi için de; aile içi çatışma, ekonomik krizler, yoksullaşma, kriminal davranışlar ve şiddet sorunları yaşatacağını bildiriyor.
Tran ve arkadaşlarının 2024 yılında yaptığı meta analiz, yetişkinlerin % 46’sının, ergenlerin % 18’inin son bir yıl içinde kumar oynadığını ortaya koydu. Ayrıca çevrim içi bahis kanallarının bağımlılık riskini ciddi olarak artırdığı biliniyor. Bunun başlıca nedenleri olarak şunlar sıralanıyor.
Bahis ile sonuç arasındaki sürenin kısa olması
Aynı anda birden çok bahis oynama imkanı
Kişiye özel ödül ve indirimler
“Bedava” veya “risksiz” bahis dili
Kazancın vurgulanıp kaybın gösterilmemesi
Spor yayınlarıyla bahis ekranlarının bütünleşmesi
Yukarda da belirtildiği gibi sorun, bu “işi” yönetenlerin insan zaaflarının bütünden yararlanarak “sorun üretme potansiyeli yüksek ürün tasarlama” başarısından kaynaklanıyor. Örneğin kıl payı kaybetmenin (near miss) beyinde kazanmaya dönük bir duygu yarattığı ve tekrar deneme isteği doğurduğu bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Bu nedenle slot makineleri ve bahis uygulamaları bu etkiyi sürekli körükleyecek şekilde tasarlanıyor.
Loot box, kasa açma, oyun içi rastlantısal ödül ve kripto varlıklarla spekülasyon uygulamaları kumar ile dijital oyun arasındaki sınırı bulanıklaştırıyor. Ayrıca spor bahisleri spora ilginin bir parçası gibi konumlandırılarak, gençlerde risk algısını zayıflatıyor.
Türkiye ile ilgili veriler Yeşilay’ın 2025 raporuna dayanmaktadır. Buna göre 15 yaş üzerindeki nüfusun yaklaşık %’10’u en az bir kere kumar oynamış gözüküyor. Bunun karşılığının 6.8 milyon kişi olduğu düşünülürse durumun ne kadar endişe verici olduğu anlaşılır. İçişleri Bakanlığı verilerinin dayandığı tahminler yasa dışı kumar pazarının yıllık hacminin 50 milyar dolar olduğu yönünde. Yasal pazarın 6 milyar dolar olduğu düşünülürse, sorunun boyutları konusunda fikir verecek bir başka parametre gün ışığına çıkar.
Bağımlılık tedavisinin her türü zordur ve bütün bağımlılık türlerinde geri dönüş olasılığı yüksektir. Ancak kumar ve oyun bağımlılığının tedavisi özellikle zor ve tekrarlama ihtimali yüksektir. Bugün için bilişsel davranışçı tedavinin (BDT) sınırlı ölçüde gelişme sağladığı bildirilmiştir. Böyle bir tedavi süreci ile; kumar ve oyun tetikleyicilerini tanımak, paraya ve kumar ortamına erişimi sınırlamak, sıkıntı ve kaygıyla başa çıkmak için alternatif yollar geliştirmek, borç ve aile sorunları için somut plan oluşturmak, kaybı telafi etme döngüsünden çıkmak hedeflenir.
Medikasyon ile kanıtlanmış bir çözüm olmamakla birlikte opioid antagonistleri bazı hekimler tarafından kullanılmaktadır. Ancak bağımlılığa eşlik eden depresyon, bipolar bozukluk, DEHB ve madde kullanımı ve intihar riski tedavi sırasında mutlaka değerlendirilmelidir.
Bu sorun çerçevesinde aileye maddi yükün yanı sıra önemli sorumluluklar düşmektedir.
Bunların başında zor olsa da yargılamadan fakat açık konuşmak gelir. Ayrıca para akışını şeffaflaştırmak, kredi kartı ve çevrim içi ödeme erişimini engellemek, bahis hesaplarını kapatmak, borcu gizlice veya açık olarak üstlenmemek ve profesyonel yardım için somut adımlar atmak sıralanan önerilerin başlıcalarıdır. Kabul etmek gerekir ki bunların hiçbiri kolay değildir ve hepsinin kaçış yolları mevcuttur ancak şimdilik bilinenler bunlardır.
Her türlü bağımlılığın temelinde önemli bir belirleyici kişinin hayatın gerçekleri ve sorunlarıyla başa çıkmakta, bağ kurmakta ve sorumluluk almakta başarısız olması veya zorluk yaşamasıdır. Bu nedenle aile ve yakınların desteği büyük önem taşır. Bağımlılığının üstesinden gelenlerin neredeyse bütünü bu desteği alabilenlerin arasından çıkar.
Görüldüğü gibi gündemde farklı nedenlerle önemli bir yer tutmuş olsa da kumar ve oyun bağımlılığı yavaş yavaş gelişmiş ancak bugün ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşmüştür. Aileleri çaresiz bırakan, gençlerin geleceklerini karartan, potansiyellerini kullanmalarına ve sağlıklı bir hayat sürmelerine imkan bırakmayan bu sorun için çok ciddi düzenlemelere ihtiyaç vardır. Yasal olmayan sitelere erişimin kısıtlanması, atılması en kolay ancak etkisi sıfır olan bir adımdır. Eğitim sistemi içinde bilgilendirme, kamu spotlarıyla düzenli farkındalık yaratma, yasal ve yasa dışı site reklamlarının, sigara ve alkolde olduğu gibi kesin olarak yasaklanması, yardım hizmetlerinin kolay erişilir olması ve genişletilmesi ilk akla gelen önlemlerdir.